Eklem Kireçlenmesi Nedir?

Eklem kireçlenmesi, eklemlerin yıpranma ve aşınması sonucu ortaya çıkan bir eklem yıkımıdır. Tıp dilinde “Artrosi” veya “Osteoartritis” olarak isimlendirilir. Artrosis, Orta Avrupa ülkelerinin, osteoartritis de İngilizce konuşan milletlerin kullandığı deyimdir. Dilimizde bugüne kadar ortak bir isim konamamıştır, ama “Artroz” sık kullanılır.

Aşağıda yer verilen konular:

Eklem Kireçlenmesi Nedir?
Eklem Kireçlenmesi Neden Olur?
Kireçlenme Belirtileri ve Şikayetler Nelerdir?
Kireçlenme Tedavisi Nasıl Yapılır? Kireçlenme Nasıl Geçer?

Diğer Alakalı Makaleler:

Eklem kireçlenmesinin tanımlanabilmesi için eklemin yapısını biraz olsun bilmemiz gerek.

Vücudumuzun hareketini sağlayan eklemler, iki veya daha fazla kemiğin karşılıklı gelmesinden oluşur. Örneğin, diz ekleminde uyluk kemiğiyle baldır kemikleri, dirsek ekleminde de üst kol kemiğiyle alt kol kemikleri karşılıklı gelmişlerdir. Bu kemiklerden birine yapışan kaslar, eklemi ortada bırakıp, köprü gibi onun üzerinden atlayarak kar-şit duran kemiklere yapışırlar. Beyinden, sinirler aracılığıyla gelen uyarılara göre, kasların gerilip gevşemesiyle eklemler hareket eder.

Eklemleri yapan kemikler ayrıca bir sıra bağlar aracılığıyla birbirine tutturulmuşlardır. Eklem kapsülü dediğimiz eklem muhafazasını oluşturan bu bağlar, tüm eklemi bir torba gibi içine alır.

Eklemi yapan kemiklerin karşılıklı duran yüzleri bir kıkırdak tabakasıyla kaplanmıştır. Kıkırdak tabakasının üstünde de, tıp dilinde snovyal memran denen ince bir zar vardır. Bu zarın salgıladığı koyuca bir sıvı eklem yüzlerinin birbiri üzerinde kolayca kaymasını sağlar. Bu olaya, bir noktada eklemin yağlanması da diyebiliriz.

Röntgen filminde, örneğin bir diz ekleminin ön-arka durumunda çekilen filimde, alt ve üstteki kemikler arasında bir aralık varmış gibi görünür. Esasında bu bir aralık değil, kıkırdak tabakasının bulunduğu alandır. Röntgen ışınları yalnız kemikleri gösterdiği için, kıkırdak tabakasının bulunduğu alan boşluk gibi görülür. Aşınma ve yıpranma sonucu kıkırdağın incelmesi, veya tamamen kaybolmasıyle, kemik uçları birbirine yaklaşacağından, eklem aralığı daralmış denir.

Yapısı kısaca özetlenen eklemde, yıpranma ve aşınmalar, yani kireçlenme ilk önce kıkırdak tabakasında başlar. Gayet parlak ve düz olan eklem yüzleri, tüm kıkırdak tabakası eşit oranda aşınıp yıprandığı için, pürtüklü, inişli çıkışlı bir durum alır. Eklem yüzeyindeki bu düzensizlik sonucu, ekleme binen yükün dağılışındaki denge bozulur ve bazı alanlara az, bazı alanlara çok yük biner. Aşırı yük altında kalan alanları desteklemek ve bozulan statik düzen nedeniyle kas ve bağların kemiklere yapıştıkları yerlerdeki aşırı zorlanmaları karşılayabilmek için, vücut bir çeşit korunma çaresi olarak buraları sertleştirir. Yapısı bakımından kemiğe benzer olan bu sertleşmeler, eklem yüzeyleri ve çevresinde, yani kemiklerin kenarlarında çıkıntılar şeklinde belirir. Eklem yıkımının, yani kireçlenmenin röntgen filminde görülen en tipik bulguları olan bu çıkıntılara tıp dilinde osteophyt veya epin denir.

Kıkırdak tabakasının tamamen aşınıp yitirilmesiyle, eklemleri yapan kemiklerin yüzleri birbirine sürtmeye başlar. Birbirine sürten kemikler sert olduğu için, birbirini aşındırırlar. Yani yıkım artık kemiklere de geçmiştir. Yıkım ilerledikçe, eklemleri yapan kemiklerde şekil bozuklukları ve deformasyonlar ortaya çıkar.

Kıkırdak tabakasında ve kemiklerdeki aşınma olayı gelişirken, benzer değişiklikler eklemin yumuşak dokularında, yani kaslar ve eklem bağlarında, eklem kapsülünde de olur. Eklem kapsülü esnekliğini kaybeder, sertleşir ve hatta kalınlaşır. Kireçlenmiş eklemin şiş görünmesi, öncelikle eklem kapsülünün kalınlaşmasındandır. Şişlik, eklem boşluğunda sıvı birikmesi sonucu da olabilir. Yani, kireçlenmiş eklemlerin içinde sıvı da birikebilir.

Ağrı nedeniyle hareketsiz bırakılan eklemde, kasılan kaslar ve olaya paralel olarak esnekliğini yitirip sertleşen eklem kapsülü, eklem hareketlerini sınırlandırır. Yani, eklem eskisi kadar rahat açılıp kapanamaz. Yeteri kadar çalışmayan eklemin kasları zayıflar, kuvvetleri azalır incelmiş görünürler (Atrofi). Diz kireçlenmesinde uyluğun ön yüzünde bulunan ve dizi geren kasda, kalça artrosunda kalça kaslarında oluşan zayıflama bu olayın örneğidir.

Eklemde cereyan eden olayları ve ortaya çıkan tabloyu özetlersek; Kireçlenme, eklemin aşınıp yıpranmasıdır. Yani, ortada kireç birikmesi veya kireç toplanması diye bir şey yoktur. Aşınan bölgelerin, bir çeşit korunma amacıyla sertleşmiş olmasına, bu alanların kalsiyum oranının yüksek olması nedeniyle belki de bu isim verilmiş olabilir. Yıpranma olayı ilk önce kıkırdak tabakasında başlar ve zamanla kemiklere ve eklemin yumuşak dokularına yayılır.

Eklem Kireçlenmesi Neden Olur?

Eklemlerin niçin kireçlendiğini veya niçin aşınıp yıprandığını, bugün için, kesinlikle bilmiyoruz. Aşağıda sayacağımız sebepler, bir varsayımdan ileri gidemeyecektir.

En çok ileri sürülen sebeplerin başında yaşlanma gelir. Yaşlanan eklemlerin kan dolaşımında, dolayısıyla beslenmesindeki yetersizlik kıkırdak ve kemik dokularının direncini yitirdiği için yıpranmalar daha kolay olabilmektedir. Ancak, eklemlerdeki yıpranma ve aşınmalar kişinin buluğa ermesinden hemen sonra, yani 20 yaşlarında başlar ve yılların ilerlemesine paralel olarak artar. 50 yaşını geçmiş olanların hemen hemen hepsinde, az veya çok eklem kireçlenmesi vardır. Fakat bu olay bir hastalık değil, doku yaşlanmasının normal sonuçlarıdır. Bir şikâyet konusu olduktan sonra ancak, hastalık diye kabul edilir. Herkesin eklemlerinde belli oranda kireçlenme olmasına karşıt, insanların ancak % 5’i eklemlerindeki ağrılardan şikâyetçidir. Organizmanın bir çeşit uyum göstermesiyle açıklayabiliriz bu olayı.

İlginizi Çekebilir:  İbrahim Saraçoğlu Egzama Nasıl Geçer

Şikayetlerin ileri yaşlarda, özellikle menopozdan sonra görülmesi, hormonal düzensizliğin de rolü olduğunu düşündürmektedir.

Eklem kıkırdağının ve kemik yapısının doğuştan zayıf ve dayanıksız olması veya eklemin yapısında doğuştan olan şekil bozuklukları, eklemin erken aşınıp yıpranmasının sebeplerinden biridir. Kalça eklemlerinin doğuştan olma çıkıkları veya eklem yüzlerindeki düzensizlikler en sık görülen örneklerdir. Gerekli tedbirler vaktinde alınmadığı ve tedavi edilmediği takdirde, böyle eklemlerde kireçlenme kaçınılmazdır. Genç yaşlarda geçirilmiş bir eklem çıkığı veya kemik kırılmaları, ilgili eklemin statik ve dinamiğini bozdukları için, eklem kolaylıkla aşınıp yaralanabilmektedirler.

Devamlı ağır işler görenlerin, ağır sporlar yapanların belli eklemlerindeki kireçlenme belirtileri daha erken ortaya çıkabilmektedir. Yük taşıyanların omurgalarıyla alt taraf eklemleri (omurga kireçlenmesi); futbolcuların, kayakçıların diz ve ayak bilekleri (diz kireçlenmesi, ayak kireçlenmesi), hatta kalçaları (kalça kireçlenmesi), güreşçilerin, voleybolcuların omuzları (omuz kireçlenmesi), binicilerin belleri (bel kireçlenmesi), hava tabancalarıyla çalışan işçilerin dirsek ve omuz eklemlerinde sık görülen kireçlenmeler (dirsek kireçlenmesi, omuz kireçlenmesi) bunların örnekleridir.

Bu tip uğraşılar, eklem statiğini olumsuz yönden etkiledikleri için, eklemin erken aşınmasına sebep olurlar.

Şişman insanlarda eklem kireçlenmesi, kiloları az olanlara oranla daha sık görülmektedir. Fakat burada, kişinin şişmanlığı nedeniyle yeteri kadar hareket edemediği için mi eklemlerinin kireçlendiğini, yoksa eklemlerindeki kireçlenme nedeniyle daha çok oturup yattıkları için mi şişmanladıklarını söylemek güçtür. Yalnız, yaşlanan dokuların kendi kendilerini yenileme yetenekleri ve beslenmeleri bozulduğundan, üstlerine binen fazla yükle daha kolay aşınabilmeleri doğaldır.

Cins bakımından belirgin bir ayrıcalık yoktur. İstatistikler, kadınlarda el ve ayak parmaklarının, ayak bileklerinin, dizlerinin ve boyun omurlarının; erkeklerin ise kalça eklemleriyle bel omurlarının daha erken yıprandığını göstermektedir. Belde ve boyun omurlarındaki şikâyetler onları izler. Kadınların el ve diz eklemlerinin daha çok kireçlenmesini, erkeklere oranla daha erken iş hayatına atıldıkları, örneğin ev işlerine, mutfak işlerine ve çamaşıra çok daha küçük yaşta başlayarak sürdürmeleriyle açıklanmak istenmektedir.

Kireçlenme Belirtileri Ve Şikayetler Nelerdir?

Eklem kireçlenmelerinde ilk şikayet, ağrıdır. Ağrıların şiddeti ve zamanı değişiktir. Diz ve kalça eklemlerinde ağrı başlangıçta yalnız oturup kalkarken ve yürürken olur. Dinlenmede yoktur. Yürümek üzere ayağa kalkınca başlayan ağrı, bir kaç adım atınca kaybolur. Biz buna “İlk adım ağrısı” diyoruz ve eklem kireçlenmesi için tipik bir belirtidir. Bu devrede, eklem hareketlerinde kısıtlanma, eklemde şişlik yoktur ve röntgen filminde de normal dışı bulgu görülmez.

Eklemdeki yıkım ilerledikçe ağrının şiddeti artar ve zamanı da değişir. Ağrılar yatakta veya otururken de hissedilir. Bir kaç adım atılınca kaybolan ağrılar, uzun süre yürünecek olursa, zorlanma sonucu tekrar başlar. Özellikle diz ve kalça kireçlenmelerinde, mutfakta veya iş yerinde uzunca süre ayakta hareketsiz dikilinirse, ağrılar dayanılmaz hale gelebilir. Ağrılar bazen eklemden uzak bölgelerde de his edilebilir. Örneğin kalça artrozunda belde, bacağın dış yan kısmında (paşa çizgisi) ve diz de duyulabilir. Hatta bazen, hasta olan kalça eklemi olmasına karşıt, ağrı yalnız o tarafın dizindedir. Diz artrozunda ağrı, uyluğun ön tarafındaki kaslarla, alt bacak kaslarında olabilir. Boyun ve bel kireçlenmesinde kollarla bacaklara yayılan ağrıları, “OMURGA KİREÇLENMESİ” isimli makalemizde etraflıca tanımlanmıştır.

Eklem kapsülündeki kalınlaşma ve sertleşme sonucu eklem şiş olarak görünür. İçinde sıvı toplanmışsa, bu şişlik daha belirgindir. Bu devrede eklem hareketlerinde kısıtlanma başlayabilir. Diz eskisi kadar bükülmez, kalça hareketleri zorlaşır, eğik duran parmakları düzleştirmek ağrılı olur.

Röntgen filminde kireçlenme belirtileri artık görünür hale gelmiştir. Eklem aralığı daralmış eklem çevresinde çıkıntılar (osteofitler – epinler) seçilmeye başlamıştır. Ancak, röntgen bulgularıyla hastanın şikâyetleri her zaman paralel gitmez. Hastanın şiddetli ağrılarına karşıt, röntgen filminde ayni oranda değişiklikler görülemez. Bazense, hastanın hiç bir eklem veya omurga şikâyeti yoktur, eklemlerdeki kireçlenme belirtileri, başka nedenle filim çekilince bir rastlantı olarak ortaya çıkar. Örneğin bir safra kesesi veya mide filmi çekilince, omurgadaki kireçlenme doktorun dikkatini çeker.

Artrozlu eklemlerde zaman zaman alevlenmeler olur, eklem şişer, ağrılar artar. Bu belirtileriyle romotoid artrit ve akut eklem romatizmasına benzeyebilir. Alevlenme devreleri dışında artrozlu eklemlerde sıcaklık yoktur ve kızarma olmaz.

Laboratuvar tetkiklerinde, kan ve idrarda hiç bir hastalık belirtisi bulunmaz. Eklem şiş olduğu zaman, iğneyle alınan eklem sıvısında da iltihaplanma belirtileri görülmez. Bu bulgular da eklem kireçlenmesinin mikrobik ve iltihaplı bir hastalık olmadığını gösterir.

Eklem kireçlenmesine eklem romatizması da dendiği için, bazı hastalar kalbine vurup vurmayacağını sorarlar. Romatizmal hastalıklar arasında direkt olarak kalbi tutan yalnız akut eklem romatizmasıdır. Kireçlenmelerde böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir.

Kireçlenen eklemlerde, eklem yüzeyleri romotoid artritte oiduğu gibi, hiç bir zaman bir birine yapışarak eklemi kas katı yapıp hareketsiz hale getirmez (ankiloz). Hastalık ne kadar ilerlemiş olursa olsun, yine belli oranda bir hareket yeteneği vardır.

İlginizi Çekebilir:  Saç dökülmesi için Suna Dumankaya saç maskesi tarifi

Kireçlenme Tedavisi Nasıl Yapılır? Kireçlenme Nasıl Geçer?

Kireçlenen eklemde ortaya çıkan bulgular, bir zincirin halkaları gibi birbirleriyle ilişkilidirler: Ağrı-kaslarda gerginlik-kan dolaşımında bozukluk-eklemin çevresindeki yumuşak dokularda oluşan değişiklikler ve hareket sınırlanması bu zincirin birer halkalarıdır. Tedavinin başarılı olabilmesi için, bu belirtilerin hepsiyle birden baş edebilecek bir yöntem izlemek gerekir.

Tedavi konusunda fazla bir şey söylemeyi gereksiz görüyoruz. Ancak bazı noktaların bilinmesinin de yararlı olduğu kanısındayız. Eklem kireçlenmesinin veya artrozun tedavisi, birinci plânda fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarıyla, bu amaçla kurulmuş müesseselerin görevidir. Nasıl iç hastalıklarının tedavisi dahiliye, cilt hastalıklarının tedavisi deri, sinir hastalıklarının tedavisi de asabiye mütehassıslarının göreviyse, eklem kireçlenmesinin tedavisi de fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanlarına düşer. Her artrozlu hastaya ağrı ilâcı yazan veya ekleminin içine, hemde branşı olmadığı halde iğne yapan hekimler toplumumuzda ne yazık ki hiç de ender değildir. Bu konuya aşağıda tekrar döneceğiz. Ancak ameliyatın gerekli olduğu vakalarda, bir ortopedistle iş birliği şarttır. İlerlemiş bir kalça artrozu vakasını ilaç ve fizik tedaviyle iyileştireceğim diye uğraşmak, hastaya zaman kaybettirmekten başka bir şey değildir. Vaktinde yapılacak ameliyat, hastayı çok daha çabuk rahata kavuşturabileceği gibi, doğabilecek diğer zararları da önleyecektir.

Eklem kireçlenmelerinde yapılacak fizik tedavi ise, hiçbir zaman hastayı sadece bir elektrik aletinden çıkarıp diğerine sokmak değildir. Bugün için eklem kireçlenmesi herşeyden önce bir rehabilitasyon konusudur. Hastanın rahata ve arızalı eklemin de eski fonksiyonuna kavuşabilmesi için, aktif egzersizlere ağırlık veren kombine bir tedavi uygulamalı ve hastanın kendi katkısını da kesinlikle sağlamalıdır.

Ayrıca, bu işin mütehassısı olmayan bir doktor tarafından yazılacak herhangi bir ağrı ilacı, gerekli diğer tedbirler alınmazsa, hastaya yarardan çok zarar getirebililir. İlacın etkisiyle hastanın ağrıları kaybolmakta ve hasta da iyileştiğini sanarak hasta eklemini zorlamaya devam etmektedir. Sonunda eklem gittikçe daha kötüleşmekte, hastayı şikayetlerinden kurtarmak çok zor olmaktadır. En iyisi, mütehassısına baş vurmaktır.

Eklem kireçlenmelerindeki doktor tedavisi konusunda, çok önemli olan bir noktaya değinmeden geçmek, tam olduğunu hiç bir zaman iddia edemeyeceğimiz bu açıklamalarımızı bile bile eksik bırakmak olacaktır. Eklem içine yapılan kortizon iğnelerinin (Depomedrol – Celeston – Solu – Dekortin, v.s.) ekleme ne gibi zararlar verdiği bugün için kesinlikle bilinmektedir. Eklem içine verilen bu ilâçlar, gerçi hastanın şikayetlerini belli bir süre için ortadan kaldırmakta, alınan sonuç gerek doktor ve gerekse hasta için çok başarılı görünmektedir. Oysa, bazı hastalıklarda hayat kurtarıcı olan kortizon, eklem içine verildiğinde, esasen yıpranmış ve aşınmış olan eklem dokularını daha fazla tahrip etmekte, dokularının kendilerini yenileme güçlerini yitirmektedir. Bir müddet sonra hasta daha ağır olarak geri gelmekte veya başka doktora gitmektedir. Ağızdan verildiğinde bile kireçlenme yaptıkları bugün kesinlikle bilinen kortizon preparatları, esasen hasta olan eklemi büsbütün harap etmek bahasına, ne yazık ki bir çok hekimce eklem içine verilmektedir. Üstelik, yeteri kadar steril olmayan şartlar altında, muayenehanelerde ayak üstü yapılan bu iğnelerle eklem içine girebilecek bir mikrobun, eklemin kaybı demek olduğu düşünülmemektedir.

Bu nedenlerle, eklem içine iğne yapmak söz konusu olduğunda, getireceği yarar ve zarar önceden çok iyi hesap edilmelidir. Daha yararlı olabilecek ve hastaya hiç zararı dokunmayacak tedavi metotlarının olduğu unutulmamalıdır. Yalnız, bu tedavi şekillere iğneyi yapıp geçmek kadar kolay değildir; hastanın sabırlı olması, doktorun da en uygun tedavi şeklini seçip, hastayla uğraşması gerekir.

Eklem Kireçlenmesi Eklem Romatizması Mıdır?

Artrozların veya eklem kireçlenmelerinin romatizmal hastalıklarla birlikte aynı kitaplara alınması, ayni derslerde öğrencilere anlatılması tüm dünyada bir gelenek haline gelmiştir. Halk arasında da, eklemlerdeki ağrıların hepsine romatizma denir. Oysa eklem kireçlenmelerinin romatizmal hastalıklar grubuna alınması konusundaki tartışma, dünya bilim adamları arasında halen sona ermemiştir. Gerçekte, romatizmal hastalıklar denen hastalıklarla, eklem kireçlenmesi tamamen ayrı şeylerdir. Benzer yönleri, ikisinin de eklemlerde yerleşmesidir. Gerçek romatizmal hastalıkların, örneğin romotoid artrit ve ankilozan spondilitin (Bechterew Hastalığı) nedeni, bugün için tam olarak bilinmeyen bir enfeksiyon veya tanımadığımız virüstür. Akut eklem romatizmasındaki etken, steptekok cinsi mikroplardır. Artrozlar da ise olay, yukarıda anlatıldığı gibi, sadece bir yıpranma ve aşınmadır.

Bu nedenlerle doktorun hastaya “Sende eklem romatizması var” demesi yetersizdir. Hangi şekli olduğu açıklanmalıdır. Çünkü eklem kireçlenmesi olan bir hastanın alacağı tedbirler ve yaşantısında yapacağı değişiklikler, şikayetlerinin dindirilmesi, hastalığının ilerlemesi konusunda, en az doktorun vereceği ilaç kadar, hatta ondan da önemlidir.

Buraya kadar yapılan genel tanımlamalardan sonra, hastalara daha yararlı olabilmek ve kolaylıklar sağlayabilmek için, en sık görülen eklem kireçlenmelerini kısaca özetlenmesinde yarar görüyoruz. En çok rastlananlar diz, kalça ve parmak eklemleri kireçlenmeleridir. Yine sık görülen omurga kireçlenmeleri ayrı makale halinde yayımlayacağımızı daha önce belirtmiştik.

Eklem Kireçlenmesinden Korunma Yolları Nelerdir?

Eklem kireçlenmesinden korunabilmek için, olayın nedenini bilmemiz gerekir. Fakat, yukarıda da açıkladığımız gibi gerçek sebepleri bilmiyoruz. Yalnız, tanıdığımız nedenler arasında, kendi davranışlarımızda yapacağımız değişiklikler ve alacağımız tedbirlerle etkili olabileceklerimiz de yok değildir. Gücümüzün yetebileceği sebepleri üç gurupta toplayabiliriz:

İlginizi Çekebilir:  Akciğer Kanseri Nedir? Nedenleri, Belirtileri, Evreleri, Tedavisi, Ameliyatı ve Türleri Nelerdir?

Şişmanlık

Vücudun tüm yükünü çeken diz ve kalça eklemleri kireçlenmesinin sebepleri arasında, şişmanlık başta gelir. Bunu basit bir örnekle, yük taşıyan araçlara benzetebiliriz. Gücü 3 ton olan bir kamyona 5 ton yük atıldığında dingiller ve amortisörler nasıl daha çabuk aşınırsa, aşırı yük altında kalan insan eklemlerinde durum yaklaşık olarak böyledir.

Ayrıca, şişman insanların tüm vücutlarında bir dolaşım yetersizliği vardır. Genişleyen vücut yüzeyini beslemekte kalp güçlük çeker. Bu arada eklemler de yeteri kadar beslenemezler. İyi beslenemeyen eklemlere, bir de normalin üstünde yük binerse, çok daha çabuk aşınıp yıpranmaları doğaldır.

Şişman insanlar genellikle az hareketlidir. Ağır vücutlarını kolayca taşıyamadıkları için, yürüyüp hareket etmekten çok oturup yatmayı yeğ tutarlar. Hareketsiz kalan eklemlerse, er geç aşınıp yıpranmaya mahkûmdurlar.

Yetersiz Hareket

Bir çocuğun eklemleriyle kendi eklemlerimizi karşılaştırdığımızda, ondaki oynaklığı kendimizde bulamayacağız. Belki hemen, “o çocuk, bense yaşını başını almış insanım” diyeceksiniz. Buna bir diyeceğimiz yok ama, eklemlerinizdeki hareket sınırlanması da her zaman için yaşınızın değil, büyük oranda kendi hatalı davranışlarınızın sonucudur. Yapabildiği hareketler çerçevesinde yeteri kadar çalıştırılan eklemlerde. çok ileri yaşlara kadar sınırlanma olmaz. Düşünün bir kere, günlük yaşantınızda kaç defa kolunuzu omuzunuzdan çevirir, bacağınızı kalçanızdan sağa sola oynatır veya dizinizi, ayak topuğunuz uyluğunuzun arkasına değecek kadar bükersiniz. Alaturka tuvaletlere otururken diz ve kalça tam olarak bükülebilmekte, namaz kılarken de dizi oynatan kaslar ve başlar yoluyla gerilebilmekteydi. Bugün bu olanaklar yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır.

Kendi hareket sınırları içinde, yük vermeden yeteri kadar çalıştırılan eklemler, artan kan dolaşımı ile daha iyi beslenirler; Kıkırdak dokusu, canlılığını eklemi çalıştıran kaslar, bağlar ve eklem kapsülü de esnekliğini korur. Yukarıda da söylediğimiz gibi, gerçi eklemdeki aşınma gelişmenin durmasından, yani 20 yaşından sonra başlar. Fakat, eklem kapsülleri, bağları ve kasları esnek olan kişiler bu aşınmayı fark etmeden normal yaşamlarını sürdürürler. Yani, eklem hareketlerinde sınırlanma veya ağrı görmezler. Ayrıca, çalışan eklemlerin kıkırdak ve kemik dokuları kendilerini devamlı yenileyeceklerinden, aşınma ve yıpranma çok daha az olur, eklem kolay kolay aşınmaz, eklemi yapan dokular taze, canlı ve esnek kalırlar.

Yalnız, hareket deyince sakın futbol, boks, güreş ve benzeri ağır yarışma sporları anlaşılmasın. Önemli olan, tüm eklemleri, yapabildikleri hareketler çerçevesinde zorlamadan ve aşırı yük vermeden çalıştırmaktır. Her yaştaki insanın kendine göre yapabileceği hareketler yani egzersizler vardır. Bu hareketlerin neler olacağını ilgili doktordan açıklamasını, göstermesini, hatta yazılı ve resimli olarak size vermesini isteyiniz. Eklemlerinizin kireçlenmeden koruyacak, var olan kireçlenmenin gidişini yavaşlatacak olan en faydalı tedavi bu egzersizlerdir. Kısaca, eklemlerinizi hareketsiz bırakmayınız.

Gereksiz Yere Aşırı Zorlanmalar

Kireçlenmenin sebeplerini açıklarken, aşırı zorlanan, kazaya uğrayarak yaralanan, çıkan veya kırılan eklemlerin daha kolaylıkla kireçlendiklerini söylemiştik. Bu gibi olaylar tek taraflı ağır işler görenlerde olabildiği gibi, günümüzde ağır spor yapanlarda daha sık görülmektedir. Yarışma niteliğindeki spor, özellikle parasal çıkar karşılığı yapıldığı sürece, sağlık için olan değerini yitirmektedir. Futbolcularla kayakçıların ayak ve diz güreşçilerin, voleybolcuların omuz sakatlıkları bu tip zorlamaların birkaç tanesidir. Zedelenen eklemler, sonunda kireçlenmeye en kuvvetli adaydır.Bu nedenle, genç yaşlarda yapılan sporlarda daima ölçülü kalmak, zorlamalardan, sakatlıklardan kaçınmanın yollarını aramak gerekir.

İşi gereği uzun süre ayakta hareketsiz dikilmek zorunda olanların kalça, diz ve ayak eklemleri aşırı yük altında kalarak zorlanırlar. Örneğin berberin, tezgâhtarın, tornacının, dişçinin, operatörün iş yerlerinde, hanımların mutfakta saatlerce hareketsiz dikilmeleri, eklemlerin kan dolaşımını engelleyerek, daha çabuk aşınıp yıpranmalarını kolaylaştırırlar. Bu tip işleri görenler, zaman zaman değişik hareketler yaparak eklemlerini çalıştırmalıdırlar.

Bu üç bölümde özetlediklerimiz, kişinin yanlış davranışları ve hatalı tutumuyla eklem kireçlenmesini kolaylaştıran hazırlayıcı faktörlerdir. Bunlara dikkat edildiği takdirde, eklemlerindeki aşınma ve yıpranmalar büyük oranda engellenebilecek, kireçlenmeden korunulabilecektir.

Şikayetinize göre aşağıdaki makaleleri inceleyiniz;


 

Etiket: , , , , , , , , ,

 
 

Ne Düşünüyorsunuz? Bize Yazın

 
 

Yorum Yazın

Mecburi

required


 
 
 
Önerilen Makaleler: Bakımlı Kadın Nasıl Olur? - Kocamı Kendime Nasıl Bağlarım? - Boy Uzatma Kürü - Margarinli Poğaça Tarifi - İğne Oyası Öğrenme Teknikleri - Yüzdeki Çiller Nasıl Gider? - Soğan Kürü İle Zayıflama - Papatya Yağı - Pirinç Suyu Maskesi - Chopard Wish Parfüm - Kuran-ı Kerim'de Geçen Kız İsimleri ve Anlamları - Dukan Diyeti Yorumlar - Ay Burcu - Türk Kahvesi Zayıflatır Mı? - Saç Neden Uzamaz? - Pirinç Suyu - Domates Maskesi - Fıstık Ezmesi Nasıl Yapılır? - Egzama Kesin Çözüm - Tarçın Saç Rengi - Yüze Limon Sürmek - Simit Yapımı - Pırasa Çorbası Nasıl Yapılır? - Dukan Diyeti Atak Evresi - Adet Söktürücü Soğan Suyu - Boyun Fıtığı Nedir? -