Depresyonun Sizi Yönetmesine İzin Vermeyin, Siz Onu Yönetin

Daha fazla hap kullanmak zorunda olmadan bazı alışkanlıklar edinmek, depresyona karşı savaşmanın en iyi yolu olabilir.

 Depresyonla ilgileniyorsanız sık sık şu görünüşte basit soru ile karşılaşırsınız.

  • Depresyona ne sebep olur?

Cevap hep aynıdır:

  • Kesin bir şey yok.

Bu noktada soruyu soran kişinin yüzü hızlı bir şekilde şaşkın bir hal alır.

Ne demek depresyona neyin sebep olduğu bilinmiyor? Oysaki pek çok araştırma yapılıyor değil mi?

 Depresyona neyin neden olduğu hakkında kesin bir fikrimiz yok, çünkü görünüşe bakılırsa depresyonun görünür bir sebebi yok. Ancak sizi depresyondan neyin koruyabileceğine dair bir fikrimiz var.

Bu makalede depresyon ile mücadelede işe yarayan 2 pratik yöntemi anlatmak istiyoruz.

Öncelikle söylememiz gerekir ki, depresyonun sebebi düşündüğümüzden çok daha karmaşıktır. Fakat 2 psikolojik alışkanlık (ruminasyon ve kaçınma) hakkında bilgi edinilerek, depresyon önlenebilir ve/veya yönetilebilir.

 Depresyonun zihinsel alışkanlıklar açısından da düşünülmesinde yarar vardır. Depresyon ile kendiniz mücadele ediyorsanız ya da çok sevdiğiniz bir kişi için bu konu ile ilgileniyorsanız, bu makaleyi size çok yararlı olacağını düşündüğümüz için yazdık.

Depresyonun Nedeni Düşündüğümüzden Çok Daha Karmaşıktır.

 Zaman zaman hatta sıklıkla depresyon, kaybettiğimiz ama halen ihtiyacımız olan bağlantılar için duyulan kederin bir şeklidir.

Bir toplum olarak bize, depresyonun serotonin gibi nörotransmitterlerdeki  açığın neden olduğu, bir kimyasal dengesizlik olduğu fikri satıldı. Satış hem mecazi, hem de kelime anlamıyla yapıldı. Sonuç olarak basit (ve karlı) çözüm serotoninizi arttıran ve beyninizin kimyasal dengesini tekrar kazandıran bir ilaç olarak bize sunuldu.

Bunda kötü bir şey yok öyle değil mi?

Kulağa gerçekten harika geliyor. Tek sorun şu ki, depresyon sırasında beyinde  kimyasal dengesizlik olduğuna dair çok az miktarda kanıt var. Aslında depresyonun sadece kimyasal bir dengesizlik olduğu teorisi yıllarca önce çökmüştür. Çünkü bunu kesin kanıtlayacak araştırma bulunmuyor.

Yani depresyonun ilaçla tedavisi konusunda bir yüzyılın önemli bir bölümü boyunca çalışıldığını, ve sonuçlarının trajik bir hayal kırıklığı yarattığını, kullanılan ilaçların genellikle plasebodan çok da farklı olmadığını öğrendiğimizde, ciddi bir şok yaşayabiliriz.

Yine de kesinlikle yanlış anlaşılmanın önlenmesi için aşağıdaki açıklama çok önemlidir.

Buradaki amaç, ilaç endüstrisini ya da psikiyatri bilimini eleştirmek değildir. Aslında burada anlatılmak istenen zihinsel sağlık kavramı üzerinde ilaç tedavisinin her zaman doğru olmadığı değildir. Söylenmek istenen, tek başına ilaç tedavisinin yeteri kadar etkili olmadığıdır. Buna rağmen ilaçlar ve psikiyatrlar olduğu için çok şanslıyız.

Bu nedenle depresyon hakkında bilinenleri daha geniş ve ayrıntılı bir bakış açısı ile anlatmak istiyoruz.

Depresyonu Açıklarken Nörobilimin Yanlış Kullanımı

Her gün depresyon nedeniyle acı çeken pek çok insanla saatlerce konuşulduktan sonra görülüyor ki, düşük serotonin ya da kimyasal dengesizlik gibi açıklamalar doğru olsa da, yetersiz kalıyor.

Nörobilimdeki ilerlemeler depresif bireylerin beyninde  nörokimyasal değişiklikler gösteren bir takım  kanıtlar bulmasına rağmen, asıl soru şudur? Bu değişikliklere ne sebep oldu?

Eğer genetik derseniz doğrudan yanlışa saplanabilirsiniz.

Bütün ciddi biyo-tıp bilimcileri son 20 yıl boyunca insan davranışları söz konusu olduğunda epigenetiği (davranış, çevre ve yaşam şeklinin genetik üzerine etkileri) göz önüne almadan sadece genetiği (yani genlerin davranışları  etkilediğini)   düşünmenin yanlış olduğunu söyleyecektir. Yani bu görüşe göre davranış ve çevre genleri etkiler, bazı koşullar hastalıklı genlerin çalışmasını tetikleyebilir.

Genlerin insan yaşamındaki etkisini tek yönlü bir yol gibi düşünmemeliyiz. Bunun yerine genetiğin insan yaşamı üzerine etkisini oldukça geniş ve çevreden sürekli olarak etkilenen 12 şerit çift yönlü otoyol olarak düşünebiliriz.

 Serotonin, dopamin, ve norepinefrinin ruh halini nasıl etkilediğine dair en son araştırmalardan ya da nihayetinde depresyonu tedavi etmeye söz veren en yeni ilaçlar hakkında heyecanla konuşabiliriz.

Fakat bu sırada ısrarcı yalnızlık, sosyal izolasyon, istismar, travma, yoksulluk, kronik stres, aşırı ailevi ve kültürel baskılar, kronik hastalıklar, madde bağımlılığı, amaç eksikliği, pişmanlık ve utancın olası depresyon nedenleri olduğunu göz ardı etmemeliyiz.

İlginizi Çekebilir:  Paranoya Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Birkaç dakika durup düşünürseniz depresyonun nedenlerinin, acı çeken insanların tarihleri ve yaşamları kadar çok yönlü olduğunu fark edersiniz.

Kuşkusuz beyin kimyası ve genetiği insanların depresyon deneyiminde çok önemli rol oynar ama bu teorinin bizi depresyondan muzdarip olanların hayatında açıkça görülen sosyal, psikolojik, kültürel ve altyapısal faktörlerden uzaklaştırmasına izin vermemeliyiz.

Bu nedenle depresyona neyin sebep olduğu hakkında net bir cevabımız olamıyor.

Peki, bu durumda depresyon hakkında nasıl düşünmeliyiz?

Bir insanda kendi geçmişi ile ilgili sayısız potansiyel depresyon nedeni vardır. Bu nedenle de neyin depresyona sebep olduğunu söyleyebilmek oldukça zordur.

Elbette depresyonun nedenini ortaya çıkarmak önemlidir. Fakat ne yazık ki çoğu insan, uzun süreli psikoterapi için gerekli maddi kaynaklara sahip değildir. Bu sebepleri kişisel olarak, resmi ve sistematik bir terapi yaklaşımı olmadan keşfetmek de çok zordur.

 Depresyonun nedenlerini ortaya çıkarmak, yapısal ve çevresel koşullarda değişiklik yapılması açısından olumlu bir çabaya yol açar. Fakat bu konu böyle bir makalenin kapsamı dışında kalır. Bu nedenle depresyona karşı yapılan mücadelede alternatif bir düşünce yolu önermek istiyoruz.

Depresyonun Sürdürülmesine Ve Şiddetlenmesine Neden Olan Düşünce Ve Davranışlar

Şaşırtıcı derecede çok sayıda potansiyel depresyon nedeni olsa da, psikologların görüşlerine göre depresyonu sürdürme ve şiddetlendirme eğilimi üzerine etkili 2 temel psikolojik faktör vardır.

Depresyondaki bu faktörleri ele almak, birinin hayatındaki depresyonu tamamen ortadan kaldırmak için yeterli olmayabilir. Ancak bu yollar depresyonun daha etkili bir şekilde anlaşılmasına ve yönetilmesine yardımcı olabilir.

Depresyonu İnşa Eden Ortak Mühendisler- İkiz Motorlar- Ruminasyon Ve Kaçınma

Aşırı derecede tıbbileştirilmiş depresyon yaklaşımının büyük ve istenmeyen günahı insanları bu hastalığı bulaşıcı gibi düşünmeye teşvik etmesidir. Depresyon, sanki güçlü dozda bir antibiyotik tedavisi ile ortadan kalkması gereken kötü niyetli bir bakteriymiş gibi düşünülmektedir.

Keşke depresyon da grip aşısı kadar basit bir yolla önlenebilseydi.

Ne yazık ki insanları bu şekilde düşünmeleri için eğittiğimizde – bulaşıcı bir hastalık olarak- kendi depresyon deneyimlerini,  hızlı bir şekilde (tercihen bir hap yoluyla),  tedavi edilmesi gereken bir  durum olarak görmeye başlarlar.

Çevresel faktörler ve kişisel düşünceler, yaşam alışkanlıkları göz ardı edildiğinde haplar uzun vadede kaçınılmaz olarak başarısız olur. Bu nedenle hastalıkla baş edebilmek için farklı psikolojik girişimlerde bulunuyoruz. Hemen hemen her zaman bu girişimler iki alışkanlık şeklinde kendini gösterir:

  • Ruminasyon  
  • Kaçınma

Bu iki yaklaşım meşhur dövüş ya da kaç yanıtının psikolojik eşdeğerleridir.

Depresyondan kurtulma veya kaçınma girişimleri kısa vadede rahatlama sağlarken, ne yazık ki uzun vadede hastalığı şiddetlendiriyor.

Bu makalenin geri kalanında bu iki faktörün depresyonu sürdürme üzerindeki etkilerini açıklayacağız. Onları daha sağlıklı alternatif alışkanlıklarla yer değiştirterek, etkilerini azaltmak için bazı önerilerde bulunacağız.

Ruminasyon Tam Olarak Nedir?

Ruminasyon, kişinin kendisi hakkındaki olumsuz kararları tekrarlamak konusundaki zihinsel alışkanlığıdır. Ruminasyon, özellikle birinin geçmiş başarısızlıklarını ve yanlışlarını algılaması konusunda yoğunlaşır.

  • Keşke o kadar salak olmasaydım beni asla terk etmezdi. Asla gerçekten sevimli olmayacağım.
  • Ben sadece tembel bir serseriyim. Ben her zaman tembel oldum. Zaten asla fazla para alamayacağım.
  • Hiçbir şeyi doğru yapamam ve sonunda her şeyi mahvederim.
  • Kaba olarak mı tanındım. Annesiyle ilgili hikayeyi anlatmamalıydım.

Bunun gibi birkaç basit örneği okuduğunuzda, bu tarz düşüncelerin alışılmış bir şekilde her gün aklınıza gelip gelmediğine dikkat edin. Eğer sıklıkla bunlar gibi abartılmış olumsuzluklar üzerine yoğunlaşıyorsanız, şimdi de bu düşüncelerin sizi ne kadar kötü hissettirdiğini hatırlayın.

Daha derin bir soru şudur, alışmış olduğunuz olumsuz kendi kendine konuşma ve ruminasyon düşüncelerinin sizi üzdüğünü biliyorsanız ( suçlu, umutsuz, yalnız vb.) neden yapıyorsunuz? Açıkça sormak gerekirse depresyonumuzu daha da kötüleştirdiğini bildiğimiz halde, neden ruminasyon yapıyoruz?

Cevap kısmi basit şartlandırmadır. Hüzün ve depresyon, ruminasyon zihinsel alışkanlığı ile ilişkilendirildiğinde, sonunda mutlaka üzüntü gibi olumsuz duygulara varıldığı görülür. Ruminasyon zihinsel alışkanlığı,   otomatik olarak üzüntü oluşumunu tetikler. Aslında bu Pavlov’un köpekleri ile elde ettiği aynı süreç ve sonuçtur.

İlginizi Çekebilir:  Sık Görülen Ruhsal Hastalıklar Nelerdir?

Bütün alışkanlıklar gibi (fiziksel ya da zihinsel) ruminasyon da başka bir çıkış yolu olmayan tek yolmuş gibi görünebilir. Ve direnmek çok zor olabilir ama yine de bu bir alışkanlıktır ve kırılabilir.

Ancak ömür boyu süren ruminasyon, gibi derinlemesine yerleşik alışkanlıklardan kurtulmak çok daha zor olabilir. Özellikle de ruminasyon bir tür önemli fakat karşılanmayan bir ihtiyacınızın yerini dolduruyorsa…

Örneğin depresyonda ortak hissedilen duygu,  yapmak istediğiniz şeyleri yapmak için coşku ve motivasyonunuzun eksik olmasıdır. Aşırı durumlarda bu motivasyon eksikliği, psikolog Martin Seligman’ın depresyon karşısında ruminasyondan farklı bir şey yapmanın neredeyse tamamen imkansız olduğunu düşündüren “Öğrenilmiş Çaresizlik” olarak adlandırdığı şey olabilir.

Depresyon ile mücadele sırasında pek çok insan genellikle pasif görünmekle birlikte, zihinleri çok aktiftir ve çok yoğun bir şekilde ruminasyon yaşarlar. Bunu bilmek şaşırtıcı olabilir. Aslında fiziksel olarak bir şey yapmak için motivasyonları olmadığından, ruminasyon hayatlarını kontrol altına almak ve bir şeyler yapmak için duydukları bu ihtiyacı geçici olarak hafifletebilir.

Elbette geçmiş hataların ve kusurların analizi, belki de kişiyi yapması ve kontrol altına alması gereken olaylara karşı bir mazeret sunuyor olması nedeniyle geçici olarak rahatlatırken, ruminasyonun uzun vadede  ortaya çıkan olumsuz yan etkileri,  hastanın üzüntü, utanç, umutsuzluk ve ilgisizlik hislerine katkıda bulunur.

Bundan sonraki bölümde ruminasyondan çıkmak için bazı pratik fikirler önereceğiz.

Farkındalık Neden Ruminasyonun Tedavisidir?

Muhtemelen daha önce farkındalık terimini duymuşsunuzdur.

Şimid tipik olarak sizi rahatsız eden her şey için görünüşte kolay bir tedavi olan, çok spesifik  dikkat versiyonunun ruminasyonla başa çıkmak için yararlı olduğunu ve gerçek bir tedavi yöntemi olduğunu açıklayacağız.  

Temel olarak dikkat, düşünmeden farkında olma kapasitesidir.  Daha spesifik olarak farkındalık dikkatimizi kontrol etme yeteneğimizdir. Farkındalıklarımız düşünceler tarafından ne zaman tüketildiğimizi ( özellikle kendi kendimizle konuşmalarımız) anlamak ve dikkatimizi gözlemlemeye doğru ( kendi düşüncelerimiz de dahil olmak üzere) kaydırmaktır.

ÖRNEĞİN: Yatağa yattınız ve henüz uyumadınız. Bu sırada kendinizi akşam saatlerinde bir randevunuzda yaptığınız garip konuşmaya takılmış buluyorsunuz.

“Kahretsin ilk randevularda hep yanlış davranırım. Neden bir başka konudan bahsetmedim sanki!  Herhangi bir konu en son kız arkadaşımdan bahsetmekten çok daha iyi olurdu. Asla birini bulamayacağım. Sadece pes etmeli ve her zaman yalnız olacağımı kabullenmeliyim.”

Bunun gibi düşünceler mükemmel bir ruminasyon örneğidir. Kendiniz hakkında oldukça olumsuz ve (genellikle de mantıksız ) yargılayıcı bir hikaye anlatımıdır. Üstelik bu olumsuz düşüncelerin her biri daha fazla olumsuz duygu yaratır.  Hastanın kendine yönelik öfke, üzüntü, umutsuzluk vb. duygular hissetmesine yol açar.

Ruminasyondan Nasıl Vazgeçersiniz? Kendinize Hikaye Anlatmayı Nasıl Durdurursunuz?

Cevap: Farkındalıktır.

Dikkatimizi geliştirerek yararsız ruminasyon spirallerine ne zaman yakalandığımızı daha çabuk tanımayı öğrenebilir ve daha sonra dikkatimizi başka bir yere odaklayarak, bu yararsız düşünme modellerinden uzaklaşmayı öğrenebiliriz.

Farkındalığı uyguladığımızda, zihinlerimizi bu düşünceden uzaklaştırıp daha basit gözlemlere  (genellikle nefes almak gibi fiziksel olaylara) kaydırmaya çalışırız.

Depresyonu olan insanlar için, ruminasyonun zihinsel alışkanlık haline gelmiş olması çok güçlü bir ihtimaldir. Bir anlamda öz-eleştirel düşünce biçimine bir bağımlılıktır.

Bu alışkanlıktan kurtulmak için dikkatimizi nasıl farklı bir yöne yönlendireceğimizi ve düşünce moduna geri dönmeden, gözlem modunda nasıl kalacağımızı öğrenmemiz gerekiyor

Farkındalık, bu yeteneği geliştirmenin en doğru ve etkili yoludur…

Daha az ruminasyon depresyonunuzu iyileştirmez. Fakat genel sıkıntınızı ve olumsuz duygusallığınızı azaltmak için uzun bir yol kat etmenize yarar. Öyle ki aşırı duygusal ruminasyon yükünü üstünüzden kaldırmaya başladığınızda, genellikle depresyonunuzun diğer yönlerini ele almanın ne kadar kolay olduğuna şaşırırsınız.

Şimdi İkinci faktöre geçelim, Kaçınma;

Tam Olarak Kaçınma Nedir?

Kaçınma, kısa vadede  zor ve korkutucu olan, uzun vadede ise ödüllendirici ve değerli olabilecek fırsat ve deneyimleri azaltma alışkanlığıdır.

Sözgelimi:

  • Kanepede oturup TV izlemeye devam etmek çünkü yürüyüş yapmak ya da spor salonuna gitmek için yorgunuz.
  • Bir arkadaşımızla yapacağımız brunch’ı iptal etmek çünkü biraz endişeliyiz ve kendimizi kapalı hissediyoruz.
  • Meslektaşlarımızla yemeğe gitmek yerine ofiste öğle yemeği yemeyi tercih ediyoruz.
  • Bir spor karşılaşması izleme davetiyesini geri çeviriyoruz.

 Bu gibi fırsatların azaltılması iki temel kritere uyduklarında kaçınma davranışları sorunlu hale geliyor.

İlginizi Çekebilir:  Paranoya Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Bunlar alışkanlıktır. Akşam yürüyüşlerini ara sıra atlatıp, TV seyrediyoruz. Ama durum bu kadar basit değil. Bunlar duygularımıza karışıyor ve değerlerimizle çatışıyorlar. Kanepede oturup TV izlemek kısa vadede daha iyi hissettirse de, düzenli olarak yürümenin sağlığımıza iyi geldiğini bilmemize rağmen( bir değer) yürüyüşümüzü sıklıkla atlatıyoruz. Yürüyüş uzun vadede bakıldığında kendimizi daha iyi hissetmenize yardımcı olacak.

Kaçınma Alışkanlığı Neden Bizim İçin Çok Zararlıdır? ( Özellikle  Depresyonda Olduğumuzda)

Kısa vadeli takdir ve rahatlama için, bizi anlamlı ve ödüllendirici deneyimlerden mahrum bırakır.  Bu yolla depresyon bizim benliğimize daha çok yerleşir ve hatta seyrini daha da kötüleştirir. Bunun nedeni anlamlı ve ödüllendirici deneyimin eksikliğidir.

Depresyondayken basitçe kalkmak, hareket etmek, arkadaşlarla iletişime geçmek ve anlamlı işler yapmak dünyanın en zor davranışı görünebilir. Fakat yine de bunalımda olduğumuzda en çok yapmaya ihtiyacımız olan şeyler de bunlardır.

Vücudumuzdaki her kemik bize yapamayacağımızı ya da yeterli motivasyona sahip olmadığımızı söylese bile, yaşamla meşgul olmanın yollarını bulmak ve ödüllendirici deneyimlerden daha fazla yararlanmaya başlamak zorundayız.  

Davranışsal Aktivasyon Neden Kaçınmanın Tedavisidir?

Depresyonda olmayı boş bir yakıt deposuna sahip olmak gibi düşünebilirsiniz. Ve tabii ki deponuz boşken bir yere gitmek ya da hareket etmek çok zor hatta imkansızdır. Bu durum insanların tam da depresyondayken tarif ettikleri durumdur.

Ruminasyon alışkanlığınızı ele almak tankınızın daha fazla yakıt sızdırmasını ve kaybetmesini engellemenin iyi bir yolu olsa da, sorunun ilk yarısı öncelikle yakıta ihtiyacınız olmasıdır. Davranışsal Aktivasyon kavramı bu noktada devreye girer.

Davranışsal aktivasyon teknik bir terim gibi görünse de aslında anlamı basittir. Ödüllendirici bulduğunuz şeyleri yapmak demektir. Yüzeysel olarak tıpkı reklam sloganı gibi: Sadece Yap!

Fakat elbette eğer depresyondaysanız ( bütün sorun budur)  bir şey yapmak için gereken enerjiniz ya da bir diğer deyişle motivasyonunuz yoktur. Bu nedenle etkili davranışsal aktivasyonun gizli anahtarı ve onu ‘’sadece yap’’tan ayıran şey aşamalılıktır. Yani hedefe aşama aşama ulaşmaktır.

Aşamalılık, daha fazla ödüllendirici faaliyetlerde bulunmak da dahil olmak üzere herhangi bir çabada ilerleme göstermekte zorlanıyorsanız, çözüm olarak işleri daha küçük adımlara ve parçalara ayırmak olduğu fikridir.

  • Akşam yemeği için bir arkadaşla buluşma ayarlamadınız mı?
  • Peki, bu çok fazla ise öğle yemeğinde buluşun?
  • Bu da çok fazla ise 15 dakika birlikte kahve içmeye ne dersiniz?
  • Yine de çok mu Birlikte oyun izlemek için davetiye yollayın?
  • Hala çok zor ise ona oyundan sonra, oyunun içindeki en havalı şey hakkında bir mesaj yollayın

Yeterince küçük bir atış yaptığınızda, motivasyon ve enerjinizde küçük bir yükseliş görünceye kadar bunu yapın. Ardından listenizde bulunan bir sonraki en küçük şeye gidin. Duraklasanız da tekrar deneyin.

Deneyimli bir psikiyatrist şöyle söylerdi. ‘’Hiç tuvalete gidemeyecek birini görmedim. Eğer tuvalete gidecek enerjiyi bulabiliyorsanız bu bir başlangıçtır. Üzerine bir yaşam inşa edebileceğiniz bir başlangıç…’’

Öyleyse kaçınma döngüsünü kırmanın anahtarı davranışsal aktivasyonu ( kişisel olarak anlamlı ve ödüllendirici şeyler yapmak için yapılandırılmış plan) motivasyon problemini aşmak için kullanmaktır.

Aslında artımlı davranışsal aktivasyonun en güçlü etkisi; ‘’ Motivasyon hissetmediğim için hiçbir şey yapamayacağım!’’ inancını kırabilmektir.

Kendimize bu inancın tamamen doğru olmadığını gösterebiliriz. Bunun için –ilk önce küçük şeylerde-  kendimizi sürekli artan aktivasyon seviyelerine ve dolayısıyla artan ödüllere yönlendirebiliriz. Yani bu yolla depoyu yeniden doldurmaya başlayabiliriz.

 En önemlisi de uzun vadede motivasyon hakkında yeni bir inanç geliştirebilirsiniz. Evet motivasyon zor işleri yapmanıza yardımcı oluyor ancak zor da olsa yapmak daha fazla motive olmanıza yol açar.

Özetleyelim: Depresyonun nedenleri ile depresyonun sürdürülmesi arasında önemli bir ayrım vardır. Depresyonun nedenleri sıklıkla çok çeşitli ve kişiye özgü olsa da onu destekleyen 2 temel faktör vardır.

1. Ruminasyon:

Kendiniz hakkında ısrarcı olduğunuz olumsuz kararlar zihinsel alışkanlığınızdır. Özellikle geçmiş başarısızlıklarınızı ve yanlışlarınızı abartarak algılamaktır. Bu alışkanlığı ters çevirmek için dikkat/ farkındalık en iyi çözümdür. Çünkü dikkatinizi ruminatif düşünceden uzağa kaydırmaya ve bunun yerine yargılayıcı olmayan kabullenmeye doğru hareket etme yeteneğinizi geliştirmeye yardımcı olur.

2. Kaçınma:

Bir şekilde zor ya da korkutucu ancak sonuçta ödüllendirici ve değerli olacak fırsat ve deneyimleri azaltma alışkanlığıdır. Kaçınma döngüsünden kurtulmanın ve yaşamla yeniden ilişki kurmanın anahtarı motivasyonu engelleyen yanlış inancı ortadan kaldırmak için artan Davranışsal Aktivasyon modelini uygulamaktır.  

Depresyon ile mücadele eden çoğu insan için, depresyonun yapısal, kişilerarası ve biyolojik nedenlerini tanımlamak ve ele almak, depresyonun ilerlemesini engellemek için bir gerekliliktir. Ancak bu nedenler ne olursa olsun depresyon ile mücadele eden herkes, onu daha da kötüleştiren alışkanlıklardan kurtulmayı öğrenebilir.

Depresyon, ruminasyon ve kaçınma ile beslenir. Farkındalık ve davranışsal aktivasyon metotlarını enerji kaynakları olarak kullanırsanız, depresyonla savaşınızın gelgitlerini kendi lehinize çevirebilirsiniz.


 

Etiket: ,

 
 

Ne Düşünüyorsunuz? Bize Yazın

 
 

Yorum Yazın

Mecburi

required


 
 
 
Önerilen Makaleler: Bakımlı Kadın Nasıl Olur? - Kocamı Kendime Nasıl Bağlarım? - Boy Uzatma Kürü - Margarinli Poğaça Tarifi - İğne Oyası Öğrenme Teknikleri - Yüzdeki Çiller Nasıl Gider? - Soğan Kürü İle Zayıflama - Papatya Yağı - Pirinç Suyu Maskesi - Chopard Wish Parfüm - Kuran-ı Kerim'de Geçen Kız İsimleri ve Anlamları - Dukan Diyeti Yorumlar - Ay Burcu - Türk Kahvesi Zayıflatır Mı? - Saç Neden Uzamaz? - Pirinç Suyu - Domates Maskesi - Fıstık Ezmesi Nasıl Yapılır? - Egzama Kesin Çözüm - Tarçın Saç Rengi - Yüze Limon Sürmek - Simit Yapımı - Pırasa Çorbası Nasıl Yapılır? - Dukan Diyeti Atak Evresi - Adet Söktürücü Soğan Suyu - Boyun Fıtığı Nedir? -